Çarşamba, Nisan 09, 2014

Muhteşem anneler

Haftalardır bu yazıyı yazmayı planlıyordum. O kadar çok tatsız olay, o kadar keyifsiz gündem girdi ki araya, bırakın yazı yazmayı, nefes almaktan bile utanır olduk.
Ama hayat devam ediyor, kimseye haksızlık etmeyelim. En çok da sevdiklerimize..

Muhteşem olmayan anne yoktur, bunu baştan söyleyeyim. Ama bu yazı yaptıklarıyla beni kendilerine hayran bırakan, yetenekli, sevimli, arkadaşlıklarıyla da yaşamıma renk katan birkaç girişimci anne var ki, özel olarak yazmak istedim. Onları her daim desteklemek boynumuzun borcu. Unuttuklarım olursa şimdiden affola...

Blogcu Anne
Birinci sıraya koydum Elif'i, zira onun 4 yıl önce başlattığı Emzirme Reformu hareketi olmasaydı listenin kalanındaki birçok anneyi tanıyamayacaktım. 
Elif profesyonel bir blogger, kendini öyle tarif etmese de basılı bir kitabı olduğu için aynı zamanda bir yazar ve 2 erkek çocuğu annesi. Kendisini blogundan takip edebilirsiniz. Öpüyorum Elif'cim..

Latife Tunç
Emzirme Reformu çalışmaları sırasında tanıştığım, minik sevimli kadın. Fotoğraf çekmiyor, herkes fotoğraf çeker. Latife şahane bir kıvılcımla size kendinizi çok iyi hissettirip, o iyi anları dijital karelere aktarıyor. Doğanın, dünyanın lati lokum anlarını yakalayıp, görsele dönüştürüyor. Doğum fotoğrafçısı ama sadece doğum fotoğrafçısı da değil. Ha bir de küçük bir model adamı var ki, yeme de yanında yat. Latife'ye de buradan ulaşabilirsiniz.

Hülya Cinsçiçekçi
Hülya ile ne zaman, nasıl tanıştığımı hatırlamıyorum. Zira kendisi hep tanıştınız zaten hissi yaratabilen insanlardan. Sanırım blogundan bulmuştum Hülya'yı ve daha hal hatır sormadan, "nasıl gittin sen İzmir'e, ben de gelem mi" diye başını şişirmiş ama uzun uzun da şahane yanıtlar almıştım. Böyle başlamıştı galiba herşey. Hülya İzmir'de yaşıyor ve Tuniko'nun sahibesi. Kanguru ve sling konusunda uzman ama diğer ürünlerini de görmeden geçmeyin. Taze 2 çocuklu çılgın ve hayat dolu, şehir ötesi dostum Hülya ile yüzyüze sadece 1 kez görüşebildiğimizi de eklemeliyim :(

Filiz Morkoç
Filiz de tanışıklığımızın nerede başladığını çoktan unuttuğum arkadaşlardan. Neyse ki onu Hülya'dan çok daha sık görebiliyorum. Çocuklarımız aynı kreşe gidiyor hatta benim kızım onun oğluna aşık :))) 
Filiz has bir yazılımcı, bir IT çalışanı iken yanında bir de marifetlerini bizimle paylaştığı Hadi Ham Yap'ı kurdu bir arkadaşı ile birlikte. Diyorlar ki; 

"Kendi çocuklarımıza yedirmediğimiz hiçbir gıdayı satmamak mottosuyla hareket ediyor; Türkiye'nin en temiz tarımının yapıldığı topraklarda, kimyasal gübre ve GDO’lu tohum kullanmadan, sadece yerli tohumlarla üretim yapan yerel çiftçilerle çalışıyoruz. “Organik/ekolojik tarım ürünlerinden yapılmış, içinize sinerek çocuğunuza yedirebileceğiniz sağlıklı ve lezzetli atıştırmalıklar” hazırlıyoruz."



Doğum günü, çay sohbetleri, parti, kutlama deyince adres HadiHamYap. Yalnız biraz fazla lezzetli söyleyeyim, yedikçe yiyesiniz geliyor.

Tuğçe Soysal
Bir Emzirme Reformu kazanımı daha. İlk tanıştığımda uzun uzun incelemiş, neşeli mi, arızalı mı karar verememiştim. Artık karar verdim, ikisi de :) Aslen psikolog ama işini yapmıyor. Harika bir Iron Man annesi ve taze girişim Toromanya'nın da kurucusu. Türkiye'de bulamayacağınız harika anne ve bebek ürünlerini ayağınıza getirdik haaanııııım...

Perihan Gürer
Ben tanıdığımda hamileydi sanırım. Sonra dünya şekeri bir kızı oldu ve PeriAyda'yı kurdu. Sitedeki bebek kıyafetlerine mutlaka göz atmanız lazım. Nasıl şekerler anlatamam. Perihan aynı zamanda bir blogger, aynı zamanda Uykusuz Anneler Kulübünün yaratıcısı, aynı zamanda da bir yazar. Daha var mıydı Peri? Atladıysam özür dilerim, sizlere yetişemiyorum valla... Ha bu arada ikinci lokum kızını da büyütüyor. 

Zeynep Gözübüyük
Zeynep hep biz annelerle idi, kendisi henüz bir anne olmamasına rağmen. O zaman anlam verememiştim, anne olmayan biri annelerin emzirme hakkı için neden bu kadar uğraşır diye. Ama sonradan anladım ki, Zeynep sonradan anne olan değil, anne doğan kadınlardan. Şimdilerde boncuk Ayşe'siyle uğraşıyor. Ama bu kadar değil, Zeynep bir hamile yogası eğitmeni. Kendisine buradan ulaşabilirsiniz.

Bitti mi, bitmediii... 
Hasene Ay var, şahane fikri Afilli Kitap'ı hayata geçirdi. Sağda solda kaybolan resimler, kitap olup ayağınıza geliyor. İster saklayın, ister hediye edin..
Devrim Atılkan var, iki çocuğun diş ağrılarıyla uğraşırken muhtemelen Verazeyn'i kurdu. Artık bebekler kehribar diş kolyeleriyle bu süreci daha kolay atlatıyor. Bizzat test ettim...
Deryaze var, biz onu hep Deryaze olarak tanıdık, doğrusu soyadını öğrenmek hiç aklıma gelmedi. Hem blogger, hem de teknolojik bir anne. Web sitesi tasarımı dendiğinde akla gelecek ilk isim.
Esra Demiröz var, Doula diye bir kavramı bana öğretti. Çoook faydalı bir iş yapıyor, özellikle hamileler mutlaka bir baksın.

Revizyon1: Demiştim di mi unuttuğum birileri var diye :)
Sena Baran da var, sevgili Dorikuş'u nasıl unuturum? Fikirdenk'in iki fikir annesinden biri, güzel gözlü, gezgin ruhlu bir annedir Sena..

Biliyorum, biliyorum valla unuttuğum birileri var. Affedin ama söyleyin atladığım varsa.
Seviyorum sizi anneler...

Pazartesi, Mart 31, 2014

Seçimler ve ötesi: Bu kadar kolay mı umudunuzu yitirmek?

Bir seçim daha geçti. Bitti diyemeyeceğim zira henüz sonuçlarına dair binlerce şaibe dolaşıyor ortalıkta. Binlerce tutanak var seçim sırasında tutulan. Sonrasında yapılan akıl almaz hileleri, aşağılık oyunları ise saymak mümkün değil.

Birçok arkadaşım, sosyal medyadan tanıdığım birçok insan umudunu yitirdiğini yazmış. Okudukça bu yazıyı kaleme almak zorunda hissettim kendimi.

Arkadaşlar bu kadar mı çabuk? Bu kadar kolay mı umudu yitirmek? Daha durun bakalım. Haziran'da "bu daha başlangıç, mücadeleye devam" derken seçimlere kadar mı takvim koymuştunuz önünüze? Kolay mı gericilikle, yobazlıkla, hırsızlıkla, kötüyle, kötülükle mücadele etmek? Bu uzun soluklu bir mücadele diyenler, bugün gidecek ülke arıyor kendisine. Siz sanıyor musunuz ki bu ilk kez oluyor?

Girdiğim her seçimde müşahitlik yaptım ben. Kızım doğana kadar. Her seçim öncesi hummalı hazırlıklar, seçim günü ve gecesi oylar sayılana kadar yaşadığım o stres, o yorgunluk. 2007 seçimlerinde oğlum meme emiyorken, anneme en yakın yeri seçtim ve oğlumu anneme bırakarak ZeynepKamil Hastanesinde müşahitlik yaptım. Arada gidip emziriyor sonra yerime geri dönüyordum. Koca hastanede bir tek ben vardım biliyor musunuz onlardan olmayan? Belki 1-2 kişi daha vardır ama 40 sandıkta birbirimizi görmedik bile. Ben tam 40 sandığın sonuçlarını almaya çalıştım. sayım sırasında sandıktan sandığa koşarak nasıl bir efor harcadığım, nasıl bir stres yaşadığımı dün tek bir sandıkta müşahitlik yapanlar daha iyi anlar. Bir sandıkta yakaladığım bir usulsüzlük nedeniyle kavga çıktı. Annemle babam tehdit edildi daha sonra, kimsenin haberi yok bundan. O seçimde de sadece benim bildiğim yüzlerce sahtekarlık olmuştu. Ama o kadar azdık ki, sesimiz duyulmadı.

Bu işler öyle kolay değil, yılmayın lütfen. İlmek ilmek ördüler karşımıza çelik zırhı. Örgütlü mücadele ettiler. Biz ise yıllardır korktuk öcü gibi örgütten, örgütlenmekten.

Oy ve Ötesi, son derece meşakkatli bir iş yaptı, büyük bir özveriyle ve profesyonelce çalıştı ama 20 milyonluk şehirde 33 bin tane müşahiti zor buldular, biliyor musunuz? Onda da bir sürü aksaklık çıktı. Adamların güçlü olduğu yerlerde müşahit yokmuş, bu sabah öğrendim.

Kendinizi yeldeğirmenleri ile savaşan Don Kişot gibi hissediyor olabilirsiniz. Olsun, iyidir. İnancınızı diri tutun.
Gözünüzü seveyim örgütlenin. Bakın kalemimden isim çıkmıyor. Aklınız, vicdanınız nereye yatıryorsa orada örgütlenin. Bu iş başka türlü olmaz. Dalga dalga anlatmalıyız herşeyi tüm ülkeye. Sen bana, ben sana ile olmaz bu iş. Korkmayın siyasetle ilgilenmekten. Siyaset bilimi okumuş olmak şart değil ki, kapı kapı dolaşıp oy toplayan AKP'li teyzeler ne kadar anlıyorsa, o kadar anlamak yeterli.

Umudunuzu yitirmeyin yeter ki, a benim canım arkadaşlarım. Demokratik bir ülkede yaşamıyoruz, bu iş seçimle bitmez. Onların bitleri kanlanır biraz ama biz yılgınlığa düşersek ölürüz.

Cuma, Mart 21, 2014

Twitter kapatıldı, sırada ne var?

Korku dağları sardı. Sonun yaklaştığını görüyorlar. Şimdi Twitter kapandı, yarın ne olacağı belli değil. Bir yandan yasağı delmenin 1001 yolunu bulduk ama bir yandan da bu yaklaşım bütünlüklü olarak özgürlüğümüze doğrudan bir saldırı haline geldi. Blogger Anneler ve Babalar olarak ortak bir yazı kaleme almaya karar verdik. Yazı aşağıda, herkes doğru bildiğini yapsın ama birşeyler yapsın lütfen. Bunca senedir siyasetten kaçan dostlarım bile, siyasetin iliğimizden ayrılamayacağını farkettiler sanırım. Siyaset konuşmaktan korkmayın, hatta örgütlü olarak doğru bulduğunuz bir yerde siyaset de yapın lütfen. Herkesle ama herkesle konuşacağım artık, korksunlar bence de...

Özgürlüğümüz kısıtlanamaz

#TwitterBlockedinTurkey

T.C. Anayasası

VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği'nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter'e erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’a Türkiye'den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter'a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.

Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.

Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış, farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.

Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.

Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız. 

Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.

Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar

Çarşamba, Mart 12, 2014

Berkin için, hiç unutulmasın diye

12 Mart 2014 tarihinde Uykusuz Anneler Klübünün web sitesinde yazdığım yazıdır.

http://www.uykusuzanneler.com/hic-olmasaydi-diyecegimiz-yeni-bir-uykusuz-annelik-modeli/

Mira'm da 3 yaşında, iyi ki varsın öbür yarım :)

Doğduğun an dün gibi, kucağımdan bıraktığımda ağlıyordun.
9 Mart 2011



Hala da kucağımdan indiğin pek söylenemez :)
9 Mart 2014


Seni çok seviyorum elmamın öbür yarısı, sen olmadan ne kadar eksikmişim meğer.
Tatlı cadım, ciğerparem, birtanecik kızım...
Gülüşün hiç eksilmesin yüzünden, hep aydınlık yollarda yürü.
ANNEN

Çarşamba, Mart 05, 2014

"Poyraz 7 yaşında" veya "Ne kadar çabuk büyüdün oğlum"...

 Poyraz 1 günlük

 ve
Poyraz 7 yaşında

Artık hayalleri var :)


Tüm hayallerinin gerçek olduğu, çok mutlu, sağlıklı, uzun bir yaşamın olsun canım oğlum. Seni çok seviyorum...

Cuma, Şubat 14, 2014

Ne yapacağım ben bu çocuğun hayvan sevgisiyle?

"Poyraz piyano derslerine başladı. Henüz 3 ders aldı. Ama olsun bir şekilde başladı işte."

Derkeeen, "bir anne duvara nasıl toslar?" konulu yazıya başlıyorum.

Piyano dersinin birinci şartı sık tekrar yapmak. Sağolsun bir arkadaşımın verdiği kocamaan org sayesinde evde bu olanak var. Her akşam ödevlerimizi çalışıyoruz. Bayılarak çalıştığını söyleyemeyeceğim ama olsun. Normalmiş bu ve bu yaştaki çocuklar genelde böyle şeylere direnç gösterdikleri için ısrar etmek ve motive etmek gerekiyormuş. Yapıyordum da, ta ki dün akşama kadar.

Dün akşam oturduk orgun başına. Poyraz'ın tüm "bu seferki ödev çok zor, tekrar işareti var aynı şeyi iki kere çalmak gerekiyor. Yapamayacağım ben" türü mızırdanmalarını bolca gazla savuşturduktan sonra çalışmaya başladı. Fena da değil hani, yani bence. Bir anne kuzgun klasiği :))

Bir anda durdu ve bana döndü, "anne ben seneye başka bir şeyle uğraşacağım di mi?" diye sordu. Bundan sonra konuşma aynen şöyle gelişti.

- Başka şey derken ne demek istiyorsun?
- Yani başka bir uğraş işte
- Oğlum ben hayatın boyunca yapacağın bir hobin olsun diye uğraşıyorum

Bu noktada ipler koptu, Poyraz kendini arkaya attı ve ağlamaya başladı.

"Bütün hayatım boyunca bu piyanoyu mu çalacağım"

Şok oldum, sinirlerim bozuldu, gülmeye başladım.

- Oğlum ben sana istemediğin hiçbir şey yaptırmam ki, piyano istemezsen başka birşey çalarsın tabi ki seneye. Ya da spor yapmak istersen onu yaparsın. Ben sadece bir hobin olsun istiyorum.
- Hobi ne demek?
Devreye baba girdi;
- Para kazanmak zorunda olmadan yaptığın ve yapmaktan çok keyif aldığın şeyler. Bir tane hobin olmak zorunda değil.

Ağlama şiddetlendi;
- Neden insanlar hayvanlarla ilgili bir hobi yapmamışlar ki?

Dondum kaldım.
Ne diyeceğimi bilemedim. Hala da bilmiyorum.

Daha önce defalarca kere Poyraz'ın hayvanlarla yakın ilişkisini gösteren fotoğraflar koydum buraya. Örnek bir yazıyı buradan okuyabilirsiniz mesela. Ve ben maalesef Poyraz'ın bu hayvan sevgisini tatmin edeceği bir alan  bulamadım. Sevgili komşularımızın köpeği ve otoparkta beslediğimiz kedilerle oyalanıyor oğluşum.

Ben de bir hayvanım olsun isterdim. Ama piyano çalabilmeyi de çok isterdim. En azından bir enstrümanı. Olmadı, ikisi de olamadı. Evde hayvan beslenmesine ilkesel olarak karşı değilim, ancak zaten evde "bırak dağınık kalsın" mantığında yaşayan bir aile olarak bu yükün altına giremeyiz. Zaten iki çocukla anam ağlıyor, üstüne bir de sabah akşam dışarı çıkartılması gereken bir canlının daha vebalini üstlenecek güçte değilim. Ayrıca temiz bir ev sahibesi ve titiz bir kadın olmamakla beraber ilaveten gelecek kedi veya köpek tüyleriyle başetmek istemiyorum.

Ama oğlum üzülsün de istemiyorum. Offf ne yapacağım ben bu çocuğun bu hayvan sevgisiyle? Yakında bir hayvan hastanesi var, acaba yazın çırak kabul ederler mi? Valla ciddi düşünüyorum, gülmeyin...

Eyvah çocuğum ilkokula başladı...

Uykusuz Anneler sayfasında son yayınlanan yazıma göz atın lütfen...

Cuma, Ocak 31, 2014

Teşekkürler çocuklarım

Moralim yerlerde sürünürken "anne bak piyanoda aslan şarkısı çalabiliyorum. Gel ben çalayım, beraber söyleyelim" diyerek veya yatmadan önce "anne lütfen bana şarkı söyle" diyerek insanı zorla neşelendiren, şarkı söyleten ve yaşamın anlamını sorgulamaya bile gerek kalmadan anlatan canım çocuklarım. 
Siz varken dertler, tasalar boş. İyi ki varsınız. Sizi çok seviyorum...